İçeriğe geç
Tekne Merkezi Teknem'i indirÜcretsiz ilan ver

Sörvey

Motoryat ile Yelkenli Arasında: Her İki Yönde Aktarılan Yanlış Alışkanlıkların Bedeli

12 Haziran 2026 · 23 dk okuma

Motoryat deneyimi yelkenlide işe yarar. Deniz okumayı bilirsiniz, manevra mantığını anlarsınız, güvenlik refleksleriniz vardır. Bunlar gerçek avantajlar.

Ama motoryat alışkanlıkları yelkenlide bazen tam tersi sonuç verir. Motoryatta doğal olan şey yelkenlide yanlıştır. Motoryatta önemsiz olan şey yelkenlide kritiktir. Ve bu farkların büyük bölümü görünmez — tekne çalışıyor, ilerliyor, her şey yolunda gibi görünüyor. Ta ki bir şeyler kırılana, bir yer yorulana veya kritik bir anda sistem yanıt vermeyene kadar.

Bu yazı motoryat geçmişiyle yelkenli kullanan kaptanların en sık yaptığı hataları, bu hataların neden olduğu arızaları ve yelkenliye geçişte dikkat edilmesi gereken farkları anlatıyor. Eleştiri değil, uyarı amacıyla yazıyorum — çünkü bu hataların büyük bölümünü surveyörlük pratiğimde tekrar tekrar gördüm.


1. Motoru Asıl Güç Kaynağı Olarak Görmek

Motoryatta motor her şeydir. Her manevra, her mesafe, her koşul motorla aşılır. Motor durduğunda tekne durur, başka seçenek yoktur.

Bu zihinsel çerçeve yelkenliye taşındığında ilk ve en temel hata ortaya çıkar: motor yelkenli teknesinde de asıl güç kaynağı olarak kullanılmaya başlar.

Yeterli rüzgar varken motor çalıştırılır. Yelken açılır ama motor kapatılmaz, “yedekte” çalışmaya devam eder. Marina yaklaşmasında yelken gerekenden çok daha önce sarılır ve tüm manevra motorla yapılır. Yelken güçlü estiğinde motor performansa katkı sağlayacağı düşüncesiyle açık tutulur.

Bu alışkanlığın tekneye verdiği zarar birkaç ayrı kanaldan gelir.

Motor soğutma sorunu. Dizel motor belirli bir yük seviyesinin altında uzun süre çalıştığında silindir içinde tam yanma gerçekleşmez. Yanmamış yakıt artıkları silindir cidarlarına, egzoz supaplarına ve egzoz hattına birikmye başlar. Buna “wet stacking” ya da “sooting up” denir. Türkçesiyle silindir kirlendiğinde motor performansı yavaşça düşer, egzoz siyah duman çıkarmaya başlar, egzoz susturucusu erken aşınır. Hafif yükte sürekli çalışan motor, yüklü çalışan motora kıyasla çok daha hızlı bozulur.

Şanzıman ve pervane yorgunluğu. Motor açıkken yelken kuvveti tekneyi sürüyorsa pervane — nötr konumda bile — suda döner. Bu “freewheeling” pervane şanzımana beklenmedik yük bindirir. Çoğu yelkenli şanzımanı bu döngüyü uzun süre kaldıracak biçimde tasarlanmamıştır.

Yakıt israfı. Yelkenli motor güçsüzdür — 40 feet bir yelkenlinin motoru genellikle 50 ile 80 beygir arasındadır ve tekne ağırlığına göre son derece küçüktür. Bu motorla hem manevra edilip hem yelken çekildiğinde yakıt tasarrufu sıfırlanır, üstelik motorun verimsiz çalışma bölgesinde sürekli kalması nedeniyle gereksiz yakıt harcanır.


2. Rüzgarı Okumadan Manevra Planlamak

Motoryatta manevra kararları rüzgardan bağımsız alınır. Rüzgar güçlü mü? Önemli değil, motor gücü onu geçer. Rüzgar nereden esiyor? Belki biraz etkiler ama manevra rotası değişmez.

Bu alışkanlık yelkenlide tehlikelidir. Yelkenli tekne rüzgar altına girdiğinde kontrolü güçleşir, rüzgar üstüne gittiğinde manevra alanı daralır, yan rüzgarda ise tekne beklenmedik biçimde alabanda yatar.

Motoryat kaptanlarının en sık yaşadığı marina kazaları bu nedenle gerçekleşir. Marina girişinde rüzgar yönü hesaplanmamış, tekne rüzgar altına girmiş, motor gücü yetmemiş, komşu tekneye çarpılmış.

Yelkenlide her manevra rüzgar yönünden başlayarak planlanır. Nereye gideceğim değil, rüzgar nerede ve bu rüzgarla nereye gidebilirim sorusu önce gelir. Bu düşünce biçimi motoryat kaptanı için yabancıdır ve kasıtlı olarak öğrenilmesi gerekir.

Bunun neden olduğu arızalar. Rüzgar altında kontrolsüz manevra sırasında botun rüzgara dönmesi ve ani alabanda yatması güverte ekipmanına, vinçlere ve direke ciddi yük bindirir. Beklenmedik ani yatış sırasında güvertedeki serbest ekipman kayabilir, kişiler dengelerini kaybedebilir. Sürekli yanlış manevra planlaması arma sistemini tekrarlayan beklenmedik yüklerle yorar.


3. Vinçleri Tanımadan Kullanmak

Motoryatta vinç yoktur. Halatlar elle çekilir veya elektrikli ırgat kullanılır. Basit mekanik.

Yelkenlinin vinçleri bambaşka bir dünyaya aittir. Vinç kilit mekanizması, sarma yönü, güç kolu uzunluğu, birden fazla hız, ters sarma riski — bunların hepsi öğrenilmesi gereken spesifik bilgilerdir.

Motoryat kaptanlarının vinçlerle ilgili en sık yaptığı hatalar şunlardır.

Halatı yanlış sarmak. Vinçlerde halat her zaman saat yönünde sarılır. Bir veya üç sarım. Ters sarım altında kalan halat sıkışır, vinç kilitlenir, halatı çözmek için bazen vinç tamamı demonte edilmek zorunda kalınır. Bu sıkışma sırasında halatın altına parmak giren kişi ciddi yaralanma yaşayabilir.

Kilidi fark etmemek. Modern self-tailing vinçlerde üst kısım kendi kendine tutar — klempe gerekmez. Ama bu mekanizma nasıl bırakılacağı bilinmeden kullanılırsa halat ani biçimde fırlar. Güçlü rüzgarda şet halatının aniden fırlaması yelkeni kontrol dışı bırakır.

Gücü yanlış dağıtmak. Vinç kolunu yanlış açıda kullanmak hem verimsizdir hem de kişiyi riske sokar. Kol düşük açıda çekilirken vinç geri dönerse kol fırlar — bu el ve bilek yaralanmalarının en yaygın nedenidir.

Bunun neden olduğu arızalar. Yanlış sarılmış halat içinde sıkışan vinç mekanizması yıpranır. Self-tailing kanalı hasar görür. Tekrarlayan yanlış kullanımda vinç dişlileri ve kilitleme mekanizması erken aşınır.


4. Alabanda Yatışı Yönetememek

Motoryatta tekne neredeyse her zaman diktir. Sert hava geçişlerinde hafif yatar ama bu birkaç derece ile sınırlıdır.

Yelkenli normal seyirde 15 ile 25 derece yatar. Güçlü rüzgarda 30 dereceyi aşabilir. Bu yatış motoryat kaptanı için hem fiziksel hem psikolojik olarak yabancıdır.

Fiziksel olarak: güvertede durmak, mutfakta çalışmak, kamaraya inmek ve uyumak bu açıda bambaşka bir beceri gerektirir.

Psikolojik olarak: “tekne batacak” kaygısı gereksiz yere devreye girer. Bu kaygı doğru yatışta yelken küçültme kararını tetikler, gereksiz motor açmaya yol açar veya yolculuğu yarıda kesmek için bahaneler üretir.

Ama asıl sorun bu kaygının tam tersine de dönebilmesidir: bazı motoryat kaptanları yatışı hafifseyer ve yelkeni gereğinden fazla açık tutar. Tekne aşırı yanarken “bir şey olmaz” refleksiyle devam edilir.

Bunun neden olduğu arızalar. Aşırı yatış durumunda motor yağ basıncı tehlikeli seviyelere düşebilir — yağ karteri bir tarafa kaçar. Motor şiddetli yatışta yağsız çalışır ve kısa sürede zarar görür. Bu özellikle motoryat kaptanlarının alışkanlığıyla önemsemedikleri kritik bir noktadır: motoryatta 30 derece yatış motor alarmı verir ama bu alarm hiç yaşanmadığı için ne anlama geldiği bilinmez.

Aynı zamanda aşırı yatışta pişirme tüpü, yakıt depoları ve içme suyu tankları sızdırabilir. Kabin içi serbest ekipman devrilir.


5. Aküyü Motor Başlatma için Kullanmak

Motoryatta akü yönetimi görece basittir. Motor çalışınca şarj olur, motor durduğunda tüketim yönetilir.

Yelkenlide durum farklıdır. Yelkenli uzun süre motor kapalı seyredebilir — bu seyir sırasında tüm elektrik tüketimi batarya bankından gelir. Navigasyon ışıkları, autopilot, chartplotter, VHF, friksiyon, aydınlatma — bunların tamamı bataryadan beslenir. Motor çalışmıyor, şarj yok.

Motoryat alışkanlığıyla gelen kaptan batarya seviyesini yeterince izlemez. Ertesi sabah motor başlatmak istediğinde başlangıç bataryası derinlemesine deşarj olmuştur.

Derinlemesine deşarj — %50’nin altına düşme — AGM ve jel bataryaların ömrünü dramatik biçimde kısaltır. Her derin deşarj batarya kapasitesini geri dönüşümsüz biçimde azaltır.

Bunun neden olduğu arızalar. Batarya erken ömür bitimine ulaşır. Batarya bankı bir veya iki sezonda yenilenmek zorunda kalınır. Daha kötüsü: uzak bir konumda motor başlatılamaz, bu teknik acil duruma dönüşür.

Yelkenlide batarya yönetimi bilinçli bir süreçtir. Tüketim izlenir, şarj dengelenir, yelken seyri sırasında tüketim minimuma çekilir.


6. Yelken Trımını Performansla İlişkilendirmemek

Motoryatta trım kavramı boylamsal denge anlamına gelir — teknenin öne veya arkaya düzgün oturması. Bu da önemlidir ama sınırlı bir parametredir.

Yelkenlide trım tamamen farklı bir boyuta taşınır. Yelkenin şekli, halatların ayarı, bumbanın açısı, foku gerginliği — bunların tamamı teknenin hızını, yükselme açısını ve stabilitesini doğrudan etkiler.

Motoryat kaptanı yelken açıp ilerlemeye başladığında “tekne gidiyor, tamam” der. Trım optimize edilmez, halatlar sezon boyunca aynı ayarda kalır, yelken yaşına ve rüzgar koşuluna göre hiç düzenlenmez.

Bu hem performans kaybıdır hem de arıza kaynağıdır.

Bunun neden olduğu arızalar. Yanlış trımlı yelken tekneyi sürekli yanlış yönde zorlar. Özellikle fok çok açık tutulduğunda tekne weather helm kazanır — dümen sürekli rüzgara karşı basılmak zorunda kalınır. Bu dümen üzerindeki sürekli yük dümen eksenini, dümen bağlantısını ve autopilot aktüatörünü yorar. Autopilot arızaları motoryat alışkanlığıyla yapılan yelken yolculuklarında bu nedenle diğerlerine göre daha sık görülür.


7. Demir Atmayı Motoryat Gibi Yapmak

Motoryatta demir atılır — motor geriye alınır, demir bırakılır, geri gidilir, halat gerilir, tamam.

Yelkenlide bu süreç yeterli değildir çünkü yelkenli tekne rüzgar etkisine motoryattan çok daha duyarlıdır. Rüzgarda tekne farklı tarafa döner, demir hattı çapraz kalır, demir yeterince tutmaz.

Motoryat kaptanları yelkenlide yeterince geri gitmeden demir atar. Zincir yeterince uzatılmaz — kural olarak su derinliğinin 5 ile 7 katı zincir verilmesi gerekir, motoryat alışkanlığında bu oran düşük tutulur.

Gece rüzgar değiştiğinde demir tutmayan tekne sürüklenir. Bu hem comşu tekne ile çatışma riskidir hem de kayalık koy içinde ciddi hasar riskidir.

Bunun neden olduğu arızalar. Yetersiz zincir verilmiş ve demir tutmayan tekne sürüklenme sırasında hem pruva donanımına hem de demir zinciri bağlantı noktasına darbe yükü bindirir. Demir ırgadı ani yük altında zarar görebilir.


8. Arma ve Direk Kontrolünü İhmal Etmek

Motoryatta direk yoktur ya da varsa taşıma direğidir ve periyodik bakım dışında günlük dikkat gerektirmez.

Yelkenlinin direği ve arma sistemi — teller, porsiler, terminaller, spreaderlar, güverte bağlantıları — düzenli gözlem ve bakım ister. Her seyir öncesinde hızlı görsel kontrol, her sezon başında kapsamlı arma kontrolü yapılmalıdır.

Motoryat kaptanı bu kontrolü alışkanlık olarak yapmaz çünkü ilgili referans deneyim yoktur. Arma sistemindeki erken uyarı işaretlerini — tel hasarı, terminal yorulması, güverte bağlantısında nem — tanımaz.

Bunun neden olduğu arızalar. Bakımsız arma sistemi sessizce yorulur. Terminal veya pors çatlağı fırtınada kopma ile sonuçlanır. Güverte bağlantı noktasındaki başlayan delamasyonun ilk belirtileri atlanır ve ilerleyen sezonlarda yapısal sorun büyür. Bu arızalar hem pahalıdır hem de açık denizde ciddi tehlike oluşturur.


9. Yelken Değişimini Geç Yapmak veya Hiç Yapmamak

Motoryatta hava kötüleştiğinde çözüm tektir: motor gücünü artır, rotada kal. Yelken değişimi veya küçültmesi gibi bir kavram yoktur.

Bu refleks yelkenlide tehlikelidir. Rüzgar arttıkça yelken küçültülmeli — önce rizalanmalı, gerekirse fok değiştirilmeli — ve tekne koşullara uyarlanmalıdır.

Motoryat kaptanı bu kararı geç alır. Çünkü motoryatta hiçbir zaman almak zorunda kalmadı. “Biraz daha dayanayım” düşüncesiyle güçlü rüzgarda tam yelkenle devam edilir.

Bunun neden olduğu arızalar. Aşırı yüklü yelken — yüksek rüzgarda gereğinden büyük yelken açılması — direk üzerinde hesap dışı kuvvetler yaratır. Spreaderlar zorlanır, arma teli gerilim sınırına yaklaşır, güverte bağlantıları baskı altında kalır. Yelken bezi erken aşınır, dikiş noktaları ve halka bağlantıları yıpranır.

Bundan daha tehlikelisi: aşırı yüklü yelken teknenin righting momentini — dik konuma dönme kapasitesini — tehlikeli biçimde azaltır. Kritik yatış açısı aşıldığında recovery çok güçleşir.


10. Sessizliğe Alışamamak ve Motoru Açmak

Bu son madde teknik değil psikolojiktir — ama arızalara yol açan sonuçları olan bir psikolojik dinamiktir.

Motoryat kaptanı için sessizlik — motorun kapalı olduğu, yelkenin doldurulduğu, teknenin sadece rüzgarla ilerlediği sessizlik — ilk başta rahatsız edicidir. Bir şey eksikmiş gibi hissedilir. “Yavaş gidiyoruz, motor açalım” düşüncesi her rüzgar düşüşünde devreye girer.

Bu düşünce doğru değildir. Saatte 4 knot yelken seyri, saatte 4 knot motor seyrine göre çok daha ekonomik, çok daha az yıpratıcıdır. Yelkenli 3 knot ile de güvenle seyredebilir.

Ama motoru “sadece biraz yardım için” açma alışkanlığı yukarıda anlattığım wet stacking sorununu, pervane freewheeling sorununu ve batarya dengesizliğini tekrar üretir.


Geçiş Süreci: Ne Kadar Zaman Alır?

Motoryat kaptanının yelkenliye gerçekten adapte olması için tek bir uzun yolculuk yetmez. Birkaç sezon, farklı koşullarda, tercihen deneyimli bir yelken kaptanıyla yan yana zaman gerekir.

Bu süreçte en hızlı öğrenilen şey teknenin fiziksel işletimi — vinçler, yelken değişimi, demir alma. En yavaş öğrenilen şey ise düşünce biçiminin değişimidir: rüzgarı önce okumak, motoru son çare olarak görmek, yatışı normal kabul etmek ve sessizliğe güvenmek.

Bu değişim gerçekleştiğinde motoryat deneyiminin avantajları — deniz okuma, manevra sezgisi, güvenlik refleksleri — yelkenli becerileriyle birleşir. Ortaya çıkan kaptan her iki dünyanın en iyi taraflarını taşır.


Yelkenli Kaptanı Motoryat Dümenine Geçince

Az önce anlattığım tablonun tam tersi de gerçektir ve en az onun kadar hasar üretir.

Yelkenli kaptanı denizi iyi okur, arma sistemini tanır, rüzgar değişikliklerine refleks geliştirmiştir. Ama bu deneyim bazı kritik motorlu tekne dinamiklerini körleştirir. Motoryatın çok daha hızlı tepki veren bir makine olduğu, güç sistemlerinin yelkenliden temelden farklı çalıştığı ve bazı yelkenli alışkanlıklarının motorlu teknede doğrudan kazaya götürdüğü sıklıkla göz ardı edilir.


1. Motorun Sınırsız Güç Kaynağı Olduğunu Sanmak

Yelkenli kaptanı motoru yardımcı güç kaynağı olarak görmeye alışkındır. Yelkenlide motor küçüktür ve bu bilinçle kullanılır — “motora güvenme, yelkene güven” zihinsel çerçevesi yerleşmiştir.

Motoryata geçildiğinde bu çerçeve tersine döner: motor artık asıl güç kaynağıdır ve büyüktür. Ama “büyük motor sınırsız güç verir” sonucuna atlayan kaptan motorun hem kapasitesini hem de sınırlarını yanlış okuyan kararlar alır.

Bunun neden olduğu aksilikler. Manevra sırasında motorun tam güce anında tepki vereceği beklentisiyle geç müdahale yapılır. Oysa büyük deniz motoru düşük devirden tam güce geçişte birkaç saniyelik gecikme yaşar — bu süre dar kanalda veya marina içinde çok şey değiştirebilir.

Aynı zamanda motoryatın kıç iticisinin veya baş iticisinin varlığı göz ardı edilir ya da tam tersi, bu sistemlere fazla güvenilir ve temel manevra becerileri geliştirilmez. İtici arızalandığında kaptan temel manevra pozisyonunda hazırlıksız kalır.


2. Sürüklenmeyi Hesaba Katmamak

Yelkenlide sürüklenme — leeway, yani teknenin rotasından yana kayması — her seyrin doğal parçasıdır. Yelkenli kaptan bunu içgüdüsel olarak kompanse eder, rotasını sürekli düzeltir.

Ama motoryatta sürüklenme mekanizması farklı çalışır. Yelkenli üstten rüzgar alarak yana kayarken, motoryat yüksek fribordlu gövdesiyle çok daha büyük rüzgar yüzeyine sahiptir ve bu rüzgar yüzeyi üzerindeki kuvvet çok daha belirgin biçimde tekneyi iter. Üstelik motoryatın ağırlık merkezi yüksektir ve rüzgar kuvvetinin momenti büyüktür.

Yelkenli kaptanı motoryattaki bu sürüklenmeyi yelkelindekiyle aynı refleksle yönetmeye çalışır ve yetersiz kalır.

Bunun neden olduğu kazalar. Marina yaklaşmasında rüzgar etkisi yanlış hesaplanır, tekne komşu yata veya iskeleye sürüklenir. Dar geçişlerde yanal kayma hesaba katılmadığı için geçiş boşluğu yetersiz bırakılır. Kıçtan yanaşmada rüzgar altına kapılan tekne kontrol edilemez hale gelir.

Bu tip marina kazaları Akdeniz’de en sık rastladığım hasar senaryolarından biridir. Sigorta dosyalarına genellikle “manevra hatası” olarak girer. Ama köküne inildiğinde çoğunlukla yanlış aktarılmış alışkanlık bulunur.


3. Geri Viteste Kontrolün Farklı Çalıştığını Anlamamak

Yelkenli teknede geri vites nadir kullanılır ve tekne geri giderken dümen etkisi sınırlıdır. Kaptan bunu kabul etmiş, geri vitesi kısa ve dikkatli kullanmayı öğrenmiştir.

Motoryat geri viteste çok farklı davranır. Sabit şaftlı tekli motorlu motoryatlarda geri vites verildiğinde pervane dönüş yönü değişir ve bu teknenin kıcını sancağa veya iskeleye yelkenliden daha çok çeker — hangi yöne çekeceği pervane dönüş yönüne bağlıdır. Buna “propeller walk” veya “paddle wheel effect” denir.

Yelkenli kaptanı bu etkiyi yanlış hesaplar. İskeleye yanaşmada tornistan verilir, kıç beklenmedik yöne kayar.

Bunun neden olduğu kazalar. İskeleye veya rıhtıma kıç çarpması. Dar kanalda geri giderken teknenin kıcının kontrolsüz dönmesi. Bu özellikle çift motorlu motoryatlarda daha az sorun yaratır — iki motor diferansiyel güçle kıcı kontrol eder — ama tekli motorlu teknelerde kritik bir bilgidir.


4. Yakıt Yönetimini Yelkenli Mantığıyla Yapmak

Yelkenlide yakıt tasarrufu basit bir mantalitedir: motor kapalıyken yakıt harcanmaz. Uzun yolculuklarda yakıt tüketimi düşük kalır çünkü seyrin büyük bölümü yelkenle yapılır. Tank küçük olsa da birkaç günlük menzil sorun yaratmaz.

Bu alışkanlık motoryata taşındığında ciddi sorunlara yol açar.

Motoryat kaptanları yakıt tüketimini sürekli takip eder ve buna göre rota ve yakıt ikmali planlar. Yelkenli kaptanı bu disiplinden yoksundur. “Motorla gittiğimizde çok yakıt yakıyor” gerçeğiyle yeterince hesaplaşmadan rota belirlenir.

Bunun neden olduğu aksilikler. Açık denizde yakıt biter. Bu hem utanç verici hem de tehlikelidir — yakıtsız motoryat rüzgara bağımlıdır, yelkeni yoktur veya varsa minimal kapasitededir. Çekme yardımı pahalıdır ve uzak konumlarda ulaşması saatler alır.

Gerçek bir örnek: Ege’de geçiş yapan yelkenli geçmişli bir kaptan, gidiş rotasında rüzgar yardımı almış ve motor çok az kullanmıştır. Dönüşte rüzgar olmadığını görünce motor açmıştır. Ama dönüş yakıt hesabı yapılmamıştır — tekne rota ortasında yakıt bitirmiştir.


5. Hızı Kontrol Etmemek

Yelkenlide hız rüzgarla doğrudan ilişkilidir. Rüzgar düşünce tekne yavaşlar — hız doğal biçimde sınırlanır. Kaptan her zaman hızın ne olduğunu bilir çünkü yelken ve rüzgar ona söyler.

Motoryatta hız tamamen kaptanın tercihine bırakılmıştır. Gaz kolu ileri itilirse tekne hızlanır, geri çekilirse yavaşlar. Doğal bir sınır yoktur.

Yelkenli kaptanı bu serbestliğe alışkın değildir. Hız disiplini kas belleğine işlenmemiştir. Dar kanal, liman girişi veya yoğun trafik bölgesinde hız düşürme refleksi geç devreye girer.

Bunun neden olduğu kazalar. Limana fazla hızlı giriş — dalga etkisi, yakın geçiş riski, manevra alanı daralması. Dar kanalda aşırı hız — COLREGS Kural 6 ihlali ve diğer tekneler üzerinde dalga hasarı. Demirli veya bağlı tekne yakınında aşırı hız — teknenin bağlarına ve donanımına zarar veren dalga.

Marinadaki “no wake zone” işaretleri yelkenli kaptanı için bazen anlamlı hissettirmez — yelkenlide bu bölgelerde zaten yavaştır. Motoryatta bu işarete aktif uyum sağlamak gerekir.


6. Çift Motorun Getirdiği Manevra Avantajını Kullanamamak

Yelkenlide tek motor vardır ve manevra bu motorun sınırlı kapasitesiyle yapılır. Yıllar içinde kaptan bu kısıtla manevraya adapte olmuştur.

Çift motorlu motoryatta iki motor diferansiyel güçle çalışır — sancak motor ileri, iskele motor geri verilirse tekne neredeyse yerinde döner. Bu imkân yelkenli kaptanına yabancıdır.

Sonuç: çift motorun avantajı kullanılmaz. Kaptan sanki tek motor varmış gibi manevra yapar, gereksiz alan kullanır veya gereksiz çevirme manevrası yapar.

Bunun neden olduğu aksilikler. Gereksiz büyük manevra alanı kullanımı dar marinada komşu tekne ile yakın geçişe yol açar. Motoryatın iki motorunu ayrı ayrı kontrol etme pratiği gelişmemiş olduğu için baskı altındaki manevralarda motor kumandaları yanlış kullanılır.


7. Trim Tabs ve Interceptorları İhmal Etmek

Yelkenlide boylamsal trim kargo düzenlemesi ile sağlanır — ağırlıklar öne veya arkaya kaydırılır, o kadar.

Motoryatta trim tabs veya interceptorlar teknenin su üzerindeki oturma açısını anlık olarak değiştirir. Bu sistemler hem konfor hem verimlilik hem de güvenlik açısından kritiktir. Planing teknede yanlış trim yakıt tüketimini yüzde on beşe kadar artırır, hızı düşürür ve bazı koşullarda dengesizlik yaratır.

Yelkenli kaptanı bu sistemi ya hiç tanımaz ya da önemini kavramaz. Trim tabs standart konumda bırakılır ve hiç dokunulmaz.

Bunun neden olduğu arızalar. Trim tab mekanizması hareketsiz bırakıldığında hidrolik sistem çalışmaz, sızdırmazlık elemanları kurur ve bir süre sonra sistem kullanılamaz hale gelir. Trim tabs hasar görürse verimlilik ve konfor önemli ölçüde bozulur.


8. Sintine Sistemini İzlememek

Yelkenlide sintine takibi alışkanlıktır. Yelkenli kaptan sintineye düzenli bakar — su girişi erken fark edilir.

Motoryatta sintine sistemi büyük ölçüde otomatiktir ve çoğu kaptan buna güvenir. Yelkenli kaptanı ise tam tersine sintine otomasyonuna güvenmek yerine “zaten bakıyorum” düşüncesiyle oturur — ama motoryatın sintine geometrisi yelkelindekinden farklıdır, gözle görmek kolay değildir ve sürpriz su birikmeleri yaşanabilir.

Bunun neden olduğu aksilikler. Motor dairesi su birikmesi geç fark edilir. Sintine pompası kapasitesi aşılmış olabilir. Özellikle şaft salmastrası veya tekne geçişlerindeki yavaş sızıntılar haftalarca fark edilmeden birilebilir.


9. Gece Seyri ve Seyir Işıklarını Hafife Almak

Yelkenlide gece seyri uzun pasajların kaçınılmaz parçasıdır. Kaptan navigasyon ışıklarını, radar kullanımını ve gece nöbet sistemini iyi bilir.

Ama yelkenlide navigasyon ışıkları tüketimi düşük tutmak için bazen en düşük kapasitede kullanılır ya da enerji tasarrufu için kısılır. Bu motoryatta geçerli değildir — motoryatın yüksek fribordlu gövdesi üzerindeki ışıkların diğer tekneler tarafından görülmesi hayati önemdedir.

Bunun neden olduğu riskler. Düşük kapasiteli veya enerji tasarrufu moduna alınmış navigasyon ışıkları ile gece seyri diğer teknelerin kurallara göre manevra kararı almasını engeller. Görünürlük standardının altında seyreden tekne hem COLREGS ihlali hem de çatışma riskindedir.


10. Teknenin Boyutunu İçselleştirememek

Yelkenli kaptan teknesinin boyutuna alışkındır. 12 metrelik tekneyle ne kadar alana ihtiyaç duyulduğunu, dönüş yarıçapını, manevra mesafesini içselleştirmiştir.

Motoryata geçildiğinde bu içselleştirilmiş boyut değişir. Özellikle yelkenliden belirgin biçimde geniş bir motoryata geçişte teknenin eni ve derinliği sezgisel olarak doğru değerlendirilemez. Dar geçişlerde, marinada ve demir atarken bu hata somutlaşır.

Bunun neden olduğu kazalar. Motoryatın gerçek genişliği yanlış değerlendirilir, iki tekne arasındaki geçiş denenir ama yer yoktur. Demir atılan konumda gece savrulma payı yanlış hesaplanır, sabah komşu tekneyle temas. Marinada geri girerken iskeleye beklenden daha erken ulaşılır.


Her İki Geçişte Ortak Mesaj

Motoryat kaptanının yelkenlide, yelkenli kaptanının motoryatta yaptığı hatalar birbirinin aynası değildir. Mekanizmalar farklıdır, sonuçlar farklıdır. Ama kökende aynı şey vardır: yıllarca pekiştirilmiş alışkanlıklar yeni bir bağlamda otomatik olarak devreye girer ve o bağlamın kendine özgü dinamiklerini gözden kaçırır.

Bu farkındalık tek başına büyük koruma sağlar. “Ben motoryat kaptanıyım ve yelkenlinin benden farklı davranması gereken yerleri henüz tam bilmiyorum” veya “Ben yelkenli kaptanıyım ve motoryatın benden farklı bir zihinsel çerçeve istediğini kabul ediyorum” — bu dürüstlük alışkanlık hatalarının büyük bölümünü başlamadan önce önler.

Geçiş sürecinde deneyimli bir kaptan veya teknik danışmandan destek almak hem öğrenme sürecini kısaltır hem de o süreçte tekneye ve çevreye verilen hasarı önler.


Tuna Karslı — ABYC Profesyonel Üyesi Deniz Surveyörü

Pre-purchase survey, sezon hazırlık kontrolü ve teknik danışmanlık için iletişime geçebilirsiniz.


İlgili yazılar

WhatsApp