İçeriğe geç
Tekne Merkezi Teknem'i indirÜcretsiz ilan ver

Genel

“Biz Bu On Metrede Ne Yapıyoruz?” Hissiyle Tekneyi Satmak ve Sonra O Maviye Geri Dönmek

28 Ekim 2026 · 4 dk okuma

“Biz Bu On Metrede Ne Yapıyoruz?” Hissiyle Tekneyi Satmak ve Sonra O Maviye Geri Dönmek

Yazın o en sert günlerinden biridir. Ege’nin ortasında, demirlendiği koyda tekne hafifçe salınmaktadır. İçeride hava nemlidir, dolap kapağı gıcırdamakta, su tankı uyarı sinyali vermektedir. Mutfakta üç metrekarelik alanda bulaşık yıkanırken eşler birbirine çarpar, kaptan ise dışarıda ter içinde kalmış, rüzgârın yönünü kestirmeye çalışmaktadır. O an, o on metrelik fiber gövdenin içinde o kaçınılmaz ve zehirli soru beyne saplanır: “Biz bu on metrede ne yapıyoruz Allah aşkına?”

Karadaki o klimalı, geniş odalı, pencereleri sokağa bakan, musluğu çevirdiğinde gürül gürül su akan evler gözün önünde birer cennet gibi parıldamaya başlar. O gün verilen karar kesindir: “Buez bu işkence bitiyor, ilana koyuyoruz.” Sahanın tozunu yutmuş emektar kaptanların gözünden, tekneyi o bunaltı anında satıp, karaya döndükten sonra ruhu kemiren o büyük özlem sendromunu masaya yatıralım.

1. Satış Kararının Alındığı O “Susuz” An

O on metrelik teknede yaşamanın getirdiği bütün küçük krizler (tıkanan tuvalet, bitmeyen nem kokusu, rüzgârın sabaha kadar tekneyi sallaması) birleşir ve bardağı taşıran son damla düşer.

Saha Gerçekleri ve “Yeter Artık” Ültimatomu

Marina rıhtımına yanaşılır yanaşmaz ilan fotoğrafları çekilir, sitelere o meşhur “Zararına, acil model büyüteceğim” (aslında kaçacağım) yalanıyla ilan girilir.

  • Saha Gerçekleri: Alıcı çıkıp parasını saydığında ve tekne marinadan başka bir kaptanın dümeniyle uzaklaşıp gittiğinde, ilk birkaç gün evde muazzam bir sessizlik ve hafiflik hissi yaşanır. Musluğu açarsınız su akar, çöpü atarsınız yer kaplamaz; o on metrelik darlıktan kurtulmanın verdiği konfor sarhoşluğu insanı ilk hafta sarar.

2. Karadaki Evin O “Beton Boğuculuğu” ve İlk Pişmanlık

Aradan iki ay geçer; sonbahar gelmiş, büyük şehirlerin o gri trafiği, plazaların gürültüsü ve beton binaların o boğucu havası bütün benliği sarmıştır.

Akşamüstü Saatlerinde Balkondan Ufka Bakış

İşte o an, denizde küfrederken hayalini kurduğunuz o evde otururken, zihin geriye dönüp sadece o güzel anıları filtrelemeye başlar.

  • Gözlem: Akşamüstü güneş batarken şehirdeki o balkondan dışarı bakarsınız; ortada ne martı çığlığı vardır ne de denizin o huzurlu kokusu. Sadece egzoz gazı ve araba korna sesleri vardır. Eşinizle birbirinize bakıp o cümleyi kurarsınız: “Acaba tekneden çok mu çabuk kurtulduk?” Denizin o zorlukları hafızadan silinir, geriye sadece o gün batımları ve dalga sesleri kalır.

3. Sahibinden.com’da Eski Tekneyi Geri Arama Hastalığı

Karaya dönmenin ilk kışı biterken, kaptanın gizli bir bağımlılığı başlar: Her akşam telefon ekranında ilan sitelerini karıştırmak.

Başkasının Ellerindeki Eski Tekneyi İzlemek

Kendi ellerinizle sattığınız o on metrelik yelkenlinin başka bir sahibin elindeki yeni ilanını görürsünüz. İçinizde garip bir sızı kopar.

  • Teknik Boyut: Deniz insanı zehrini bir kez aldıysa, o beton ne kadar konforlu olursa olsun ruhu o koylardan uzak duramaz. Satılan tekne özlenmez; o teknenin üstündeyken hissedilen o ham, filtre edilmemiş özgürlük hissi özlenir. Ve döngü başa sarar: Yeni bir birikim yapılıp, yine o marinada daha büyük (veya daha dertli) bir on metre aranmaya başlanır.

İlgili yazılar

WhatsApp